Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa arrow Tasavvuf arrow Tasavvuf arrow Nuru'l-Ulum'dan Seçmeler
Nuru'l-Ulum'dan Seçmeler
17.01.2008
İrfani geleneğimizin büyük bilgesi Ebu’l-Hasan Harakani’nin sohbet ve vaazlarından oluşan Nuru’l-Ulum, adından da anlaşılacağı üzere, bilginin en üst düzeyi olan ‘hikmet’ten ibarettir ve ilimlerin nurunu, onlardaki İlahi ışığı yansıtmaktadır.

Harakani hazretleri, Kamil İnsan olan Efendimiz’in (asm) en yetkin varislerindendir. Bu niteliği ile, ‘kendisine çok hayırlar verilmiş’ biçiminde vasfedilen hikmet ehlindendir ve susuşu gibi konuşması da irşad edicidir. Şeylerin hakikatini, yolun esaslarını, maneviyat yolcusunun özelliklerini, tasavvuf irfanının ilkelerini, kamil insan’ın kim olduğunu, hangi sıfatlara sahip bulunduğunu, Yaratıcı’sıyla halvetinde doğan varitleri, kalbine ilham edilen sırları ve hakikatleri, vecdin doğasını, vecd ehlinin durumunu, salikin yolculuğunda uğradığı menzilleri, sufilik yolunun temel kavramlarını (ıstılah), bu eserindeki söyleşilerinde dile getirmektedir. Birinci bölüm, soru ve cevaplardan oluşmaktadır. İkinci bölümde vaat ve öğütler, üçüncü bölümde Efendimiz’in bazı hadisleri, dördüncü bölümde İlahi bağışlar, beşinci bölümde münacatı, altıncı bölümde manevi coşkusu, yedinci bölümde gönlüne doğanlar, sekizinci bölümde manevi mücahade, dokuzuncu bölümde hikayesi ve nihayet son bölümde olağanüstü halleri (keramet) yer almaktadır. Tasavvufi irfan geleneğinin büyük kılavuzlarının yolunun kavşağında bulunan, sadece Nakşi geleneği değil, hemen bütün irfani yolların şeyhlerini ve büyük bilgelerini manevi bakımdan emziren ve besleyen, Hz. Mevlana’dan Ahmed Yesevi’ye, Yusuf Hemedani’den Molla Cami’ye tasavvuf semamızın en parlak yıldızlarına kılavuzluk eden Harakani’nin nakledilen menkıbelerde hiç kuşkusuz öncelik, kamil veli Bayezid-i Bistami’ye aittir. Hazret’in kılavuzu olan bu muhakkik’ten sonra, hırkasını aldığı Ebu’l-Abbas Kassab Amuli gelmektedir.
Tasavvuf irfan tarihimiz açısından bu son derece değerli olan eserin kusursuz bir çevirisi, Doç. Dr. Hasan Çiftçi’nin Şeyh Ebu’l-Hasan Harakani-I, Hayatı-Eserleri adlı akademik çalışmasında mevcuttur. Bu alıntılar, sözü edilen eserden yapılmıştır.

“Konuya fazla aşina olmayan okuyucuların karşılaşacağı bazı kavramların ve Şeyh Ebü’l-Hasan’ın sözlerinin daha iyi anlaşılması için burada tasavvufi seyirle ilgili bazı ön bilgiler verildi.

Gerçek manada tasavvufa ilk defa girmek isteyen kişiye, mürit denilir. Kavram olarak mürit, dünyayla ilgili istek ve arzuların kalbinden çıkması ve temiz melekelere sahip olması için, içinden Allah’tan başka her şeyi kazıp atarak kalbini sadece Allah’a ve O’na yakın olmaya bağlayan kişiye ad olmuştur. Hakikat yoluna giren mürit, salik, yani yola koyulmuş yolcu adıyla da anılır. Temiz yetilere ve uyanık kalbe sahip olabilmesi için salikin görevi, şeyh/pir/murada itaat etmektir. Salikin/müridin bir yıl Halik’e, bir yıl halka ve bir yıl da kendine hizmet etmesi lazımdır. Şeyhe itaat ve sulukun şartlarına riayet etmek suretiyle arınmış olan ve ilahi cezbelere mazhar olan salike, meczub salik denilir.


Sufi/derviş/salik/müridin amacı hakikati bulmak/Hakk’a ulaşmak/hakiki kemale ermektir ve sufilere göre hakikati bulmanın tek aracı şuhuttur. Onlar, salikin şuhud makamına ulaşması için, bazı çileler çekmesi ve bir takım merhaleleri kat etmesini şart koşarlar. Fakat menzil ve merhaleleri kat etmeden önce salikin, kendini tanıması, ruh-nefsinin hakikatini bilmesi ve ondan sonra hak yola adım atması lazımdır.


Hakikat yoluna adım atmış olan müridin başka bir deyişle salikin şeyh veya murada itaat etmesi şarttır. Çünkü tasavvufta şeyhin rolü, dinde peygamberin rolüne benzer. Sufilere göre, Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın olayı, mürit ile muradın/şeyhin açık bir örneğidir. Tasavvufta şeyhler/pirler görevleri ve dereceleri itibarıyla hırka piri, sohbet piri, tarikat piri ve benzeri adlarla anılırlar. Saliklere/müritlere önder/şeyh, olabilmek için sufinin veya salikin halktan Hakk’a yolculuğu kişilere göre farklı olmaklar birlikte, en önemli sekiz merhalesi ve menzili şunlardır:


Birinci merhale, taleptir: Bu merhalede insan kendini tanımış, Hakk’ı da tanıma yoluna girmiştir.


İkinci merhale, ahlaki arındırmaktır: Talep merhalesini aşınca salikin, nefsini arındırması ve olgunlaştırması merhalesini tamamlaması için, makamlar şeklinde de adlandırılan aşağıdaki sekiz menzili aşması lazımdır. Salikin tam bir talep ve çaba, riyazet ve çile ile elde edebileceği makamlar, iktisabi ve kalıcı bir takım derecelerdir. Birinden diğerine varabilmek için her birinin bütün şartlarını tam manasıyla yerine getirmek lazımdır:


Tövbe
Geri dönmek, kalpteki müzmin düğümleri çözmek ve Allah’ın hukukunu uygulamak suretiyle O’na dönmektir.

Vera
Şüpheli şeylerden uzaklaşmak ve uygun olmayan davranışlarda bulunmaktan korkmak ve nefis muhasebesini yapmaktır.

Züht
Herhangi bir şeye meyletmemek; dünyadan yüz çevirmektir.

Fakr
İhtiyaç duymak; Allah’a muhtaç olmak ve Allah dışındakilerine ihtiyaç hissetmemektir.

Sabır
Tahammül; bela için Allah dışındakine şikayette bulunmamaktır.

Tevekkül
İtimat etmek; Allah’ın elindekine güvenmek ve gayrın elindekinden ilgisini kesmektir.

Rıza
Hoşnutluk; salikin kader/kazanın gidişatından mutlu olmasıdır.

Teslim
Allah’ın emrine itaat etmek, itirazı terk etmek, rızaya yönelmek ve belaya tahammül etmektir.
Üçüncü merhale, hallerin doğması: Sulukün yukarıda anılan çetin yollarını kat ettikten sonra sadık salik, çile, riyazet ve mücahedelerle bir makama varır ve bazen de Hak sırlarından biri ona keşf olunur; salik onları, Allah’ın nimeti bilmeli, gizli tutmalı ve şükrü arttırmalıdır.

Hal
Salikin kalbine doğan gizli ve batıni parıltıdır; sürekli değil, yıldırım gibi aniden gelir, gider. Allah vergisi olup O’nun zatı ve sıfatının tecellisidir. Sufilere göre hallerin sayısı farklı ve değişkendir. Önemlileri şunlardır:

Murakabe
Dikkat kesilmek; kulun, Hakk’ın onu sürekli gözetlediğini, aklından çıkarmaması; Allah’ın bütün hallerde kulun kalbini ve içsel sırlarını bildiği ve haberdar olduğunu sürekli bilmesidir.

Kurb
Yakınlık; itaati etmek, Allah’a yaklaşmak, (zaman ve mekansal olarak değil), hislerin zevali ve nefsin izmihlali, salikin Hak’ta istiğrak olması.

Muhabbet
Sevgi; seven/muhibbin (salikin) sıfatlarının yok olması ve sevgili/sevilenin (Hakk’ın) zatının ispatıdır.

Havf
Korku, endişe; istenmeyen bir şeyin oluşmasından ve mahbubun/sevgilinin yitirilmesinden korkmaktır. Korku ve ümit, salikin onların yardımıyla kurb fezasında uçtuğu iki kanat hükmündedir.

Reca
Ümit ve arzu; Kalbin, mahbuba/sevgiliye ulaşma beklentisi ve Allah’a yakınlık ümididir.

Şevk ve üns
Alaka ve birliktelik; kalbi mahbubun/sevgilinin cemaline vermektir. Şevk, sevgiliye vasıl olmak için sevenin aşırı talebidir; üns ise kalbin, sevgilinin cemalini mutalaa etmesiyle taşkın hale gelmesi ve bununla mutlu olmasıdır.

Müşahede
Görmek; Allah’ı her yerde ve her şeyde görmek ve kalp gözüyle Allah’ı görmektir.

Yakin
İnanmak; hüccet ve burhanla değil, iman gücüyle açıkça görmektir.

İtminan
Kalbin Allah’la rahatlaması, sükunet bulması ve O’na dayanmasıdır. Kamil imanla kalp rahatlar.

Zikir:
Hatırlamak; Allah’ı hatırlama/zikretme ve onun hatırında olmaktır. Merhale, şevk ve ıstırap: Bu merhalede salikte iki hal oluşur: Birincisi, salik şevk halinde olur ve bu hali yitirmekle ıstıraba düşer. Salik söz konusu merhaleleri kamil bir şekilde aşmadıkça ve emn ile eman makamını elde etmedikçe bazen nur ve aydınlık alemi ve bazen de zulmet ve karanlık içinde yaşar ilahi cazibe ile meczuba dönüşmedikçe bu keşmekeşlik içinde kalır.

Aşk:
Muhabbet kemal derecesine varınca aşk adını alır; aşk da kemale erince, maşukun zatında fena olunur ve böylece aşk, aşık ve maşukun tek şey olmasıyla sonuçlanır.

Sekr ve hayret:
Aşk ve muhabbet son sınıra varınca ve insan, hayvani ve insani yetileri kontrol altına alınca, şaşkınlık ve hayret hali ortaya çıkar; artık salik şaşkınlık ve hayret içinde kalır. Hem bilir hem bilmez; hem görür hem de görmez; uykuda mı, uyanık mı olduğunu bilmez. Rahatı ve huzuru kaçar. Birçok sıkıntı, çile ve riyazetten sonra bu şaşkınlık denizinden ve baş döndürücü girdaptan ancak çıkabilir.


[...]

Fena ve beka:
Bu makamda salik, bütün şehvetler, gururlar, benliklerden kurtulur ve kendinden fani olduktan ve kendini görmez hale geldikten sonra, Hak ve baki olur.

Tevhid:
Bu merhalede salikin gözü sadece bir hakikati görür ve salik ne kadar, neye bakarsa baksın, sadece O mutlak Hakikat’i görür ve O’nun dışındaki şeyleri asla görmez.” (Çiftçi, Doç.Dr. Hasan. Şeyh Ebu’l-Hasan Harakani-I. Hayatı-Eserleri, sh-216-218)


-------------------
Yukarıdaki metin Ebu’l-Hasan Harakani'nin "Seyr ü Süluk Risalesi"nden alınmıştır. Kitabın derlemesi Sadık Yalsızuçanlar'a ait. Çevirileri ise Prof. Dr. Mustafa Çiçekler yapmış. Sufi Kitap yayını...
Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 162

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

İstatistikler

Üyeler: 13
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 24431

. . . :: . ..::...: