Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa arrow Şiir arrow Ebu'l-Hasan Harakani'ye Nispet Edilen Şiirler
Ebu'l-Hasan Harakani'ye Nispet Edilen Şiirler
18.01.2008
‘Keşke bütün yaratılmışların yerine ben ölseydim de, onlar ölümü tatmasaydı’ diyecek kadar muazzam bir şefkate ve büyük bir gönüle sahip olan Harakani hazretleri, Hölderlin’in dediği gibi, ‘yeryüzünde şairane ikamet eden’ bir bilgeydi.
Bilgelik denizine dalmış olanların hali şairane olduğundan, İbn Arabi’nin Venüs’te oturan Hz. Yusuf’tan geldiğini söylediği en üstün dil olan şiirle de ilgiliydi ve ondan bugüne çeşitli şiirsel metinler kalmıştı.
Ebu’l-Hasan Harakani’ye ilişkin (Hayatı-Eserleri) son derece kapsamlı bir akademik çalışma gerçekleştirmiş olan Doç. Dr. Hasan Küçük’ün kitabında bu konuyla ilgili bir bölüm mevcuttur.
Şehit Ebu’l-Hasan Harakani Derneği Yayınları’nca yayımlanmış olan bu değerli kaynak kitabın (Doç.Dr. Hasan Küçük, Şeyh Ebu’l-Hasan-i Harakani (r.a.)-I, Hayatı, Çevresi, Eserleri ve Tasavvufi Görüşleri. Nuru’l-Ulum ve Münacaat’ı. Çeviri-Açıklama-Metin. Kars, 2002.)
Buradan ve aktarılan şiirlerden anlaşılacağı üzere Harakani hazretlerinin imge dünyası, İbn Farıd ve İbn Arabi’de rastladığımız, tanpınar’ın deyişiyle, ‘İhtiyar Şark’ın en büyük şairi olan’ Hz. Mevlana’da karşılaştığımız gibi, irfani/batıni bir nitelik taşır. İlahi hikmetin sırlarını aktaran bu şiirlerde irfani şiir geleneğimizin sembollerine rastlamak mümkündür.
Harakani hazretlerine izafe edilen şiirler ve bunların kaynakları/sıhhat derecelerine ilişkin Doç. Dr. Hasan Küçük’ün kitabından bir alıntı sunuyoruz :

S.Y.
“Her ne kadar çok geç dönemlerde yazılmış olan tezkire müellifleri ona Farsça ve Arapça bir takım beyitler nispet etmişlerse de (1) bir mısra hariç, eski kaynakların hiçbirinde Ebü’l-Hasan’dan herhangi bir şiirin nakledildiği görülmediği gibi, onun şiir söylediği de kaydedilmiş değildir. Ondan nakledilen bir mısra Esraru’t-tevhid’de yer almakla birlikte hakikaten Harakani’ye mi, yazarın kendisine mi yoksa bir başkasına mı ait olduğu hususu açık dedğildir. Bu kaynağa göre Ebu Said’in meşhur ziyaretinin ikinci safhasında şunlar yer alır:

‘Bir gün Şeyh Ebü’l-Hasan, söz arasında Şeyh Ebu Said’e sordu ki:
- Sizin şehrinizde düğün olur mu?
Şeyh:
- Evet olur ve düğünde gelinden daha güzel birçok davetli olur; fakat onlar arasında taht, taç ve cilve sadece birinin olur, dedi.
Şeyh bir nara attı ve şöyle dedi (mısra):

-Ey padişah, bütün halini kadehte gördün. (2)

Fakat çok geç dönemlerde yazılmış olan bazı tezkirelerde Ebü’l-Hasan’a çeşitli dörtlüklerin (rubai) nispet edildiği görülür. Hicri V. Ve VI. (XI. Ve XII.) yüzyıllarda yazılmış olan hiçbir eserde herhangi bir şiir kendisine nispet edilmediği halde, ona nispet edilen bu şiirlerin genelde hicri IX. (XV.) yüzyıldan sonra kaleme alınmış olan eserlerde yer almış bulunmaları, başka kaynakların da işaret ettiği gibi, bunların ona ait olduğuna dair elimizde kanıt yoktur. Mahmud Mudebbiri adlı araştırmacı, Ebü’l-Hasan’a ait gösterilen toplam sekiz dörtlüğü kaynaklarıyla birlikte Şa’iran-i Bidivan adlı çalışmasında zikretmiştir. Fakat yukarıda işaret edilen sebeplerden dolayı söz konusu şiirlerin ona ait olmadığını da beyan etmiştir. (3) Ez-Zari’a’nın müellifi de ‘Divanu Ebi’l-Hasan ev şi’ruh’ şeklinde bir başlık altında bazı tezkirelerde şiirleri mevcut olduğunu belirtir. (4) Ancak divanı bulunduğuna dair hiçbir kaynakta en ufak bir işaret bulunmadığı gibi, tezkirelerde kendisine nispet edilen dörtlüklerin sayısı da on adeti geçmez. Çeşitli tezkirelerde Harakani’ye nispet edilen dörtlükler şunlardır:


Bir kalbim vardır; bütün düşüncesiyle içinde,
Senin zikrin dışında gönül sayfasına bir şey nakşetmedi.
Senin zikrin onu öyle sardı ki,
Başka hiçbir şey ona sığmadı. (5)


Her rint ki tahtı mesken tuttu,
Ben yanmışım harmanından bir koku yuttu.
Her nerede kara çullu ve başı sevdalı biri varsa,
O benim şakirdimdir, o benden hırka aldı. (6)


Aslan ve kaplanla her kim kapışırsa,
Daha iyidir, fakr kılıcından sakınırsa.
Bu kimsesizlerin himmetini eğe gibi bil,
Kendisi kesmese de kesicileri biler. (7)


Dervişlerin sarhoş gönüllerinden başka şeyleri olmaz,
Nefes aldıkları an hariç varlıkları olmaz.
Sakın! Bu kavimden kork!
Yüzlerce baş kesilirken ortada el olmaz. (8)


Ezel sırlarını, ne sen bilirsin ne ben,
Bu muamma sözü, ne sen okursun ne ben.
Perdenin gerisinde, ben ile seni bir konuşturan var,
Perde kalkarsa, ne sen kalırsın, ne ben. (9)


O dost dediğin, onu görmekle rahatlar göz,
Omu görmezse, ağlamaktan rahatlamaz göz.
Göz bize, O’nu görmek için lazımdır,
Eğer dostu görmezse, ne işe yarar göz. (10)


Derler ki kurban bayramı olduğu günde oğlunu öldürdüklerinde şu rubaiyi söyledi:


Haşa ki senin hükmüne, isyan edeyim,
Yahut senin (rızanın) hilafına, bir nefes vereyim.
Bana yüz göz bebeği daha lazımdır,
Ta ki böylesi bir günde, sana kurban edeyim. (11)


Zerdüşti olmadıkça, bir dilber sana yar olmaz
Bir dilber için Zerdüşti olsan da, ar olmaz.
Beline bağladığın zünnar olmazsa,
Aşıklar arasında sana, yer olmaz. (12)


Zulüm ve sitemden dolayı, ahımdan kıvılcımlar dökülürdü.
Gam yolumun başına, diken ve çöp dökerdi.
Ona taraf baktığım her anda,
Gözümden hasretin, kanlı gözyaşı dökülürdü. (13)


Dostla birlikteyim, gamdan dolayı gönlüm yaralıdır.
Vuslattayım, mihnetim hicrandan daha çoktur.
Gönül damağımdaki yaşam şarabı acıdır.
Öyle bir haldeyim ki, benim sıvı şerbetim (zehir akıtan) diştir. (14)




..............................


(1) Nuru’l-ulum Kitabi Yekta, s. 287
(2) Esraru’t-tevhid, I, 143
(3) Mudebbiri, Mahmud, Şa’iran-i Bidivan, Tahran 1370 hş., s.454
(4) et-Tahrani, Aga Bozorg, ez-Zari’a ila tasanif-i’ş-Şi’a, Tahran 1953-1955, IX/1, 39-41
(5) Şa’iran-i Bidivan, s.456; Razi, Emin Ahmed, Heft İklim (nşr. Cevad Fazıl), Tahran 1341 hş., IV, 335.
(6) Şa’iran-i Bidivan, s.456
(7) Şa’iran-i Bidivan, s.456. Bu şiir Ebu Said-i Ebu’l-Hayr’a nispet edilmiştir.
(8) Ateşgede-i Azer, s.69; Mecma’u’l-fusaha’, I, 141; Neta’icu’l-efkar, s.20; Şa’iran-i Bidivan, s.456
(9) Ateşgede-i Azer, s.69; Mecma’u’l-fusaha’, I, 141; Riyazu’l-cenne, I, 395; Neta’icu’l-efkar, s. 20; Şa’iran-i Bidivan, s.456; Reyhanetu’l-edeb, II, 125; Golzar-i Cavidan, I, 41; Riyazu’s-siyaha, s.521; Genc-i Daniş, s.311; Tarih-i İrfan ve Arifan-i İran, 380-381; Bu şiir hem Hayyam’a hem de Ebu Said-i Ebu’l-Hayr’a nispet edilmiştir. Bk. Şa’iran-i Bidivan, s.456
(10) Ateşgede-i Azer, s.69; Mecma’u’l-fusaha, I, 141; Neta’icu’l-efkar, s.20; Reyhanetu’l-edeb, II, 125; Kamus’l-a’lam, I, 706; Riyazu-s-siyaha, s.521; Riyazu’l-cenne, I, 395; Golzar-i Cavidan, I, 41; Şa’iran-i Bidivan, s.456; Tarih-i İrfan’u Arifan-i İran, 380-381
(11) Ateşgede-i Azer, s.69; Riyazu’l-cenne, I, 395; Neta’icu’l-efkar, s.20; Şa’iran-i Bidivan, s.456
(12) Heft İklim, IV, 335. Ona ait gösterilen bu şiirler, adı geçen kaynaklardan başka, çok geç dönemlerde yazılmış birçok tezkirede ve eserde de yer almıştır. Bk. Heft İklim, IV, 335; Reyhanetu’l-edeb, II, 125; Gulzar-i Cavidan, I, 41; Name-i Danişveran, I, 304; Tarih-i irfan ve Arifan-i İran, s.381; Kamusu’l-a’lam, I, 706; Riyazu’l-cenne, I, 395; Genc-i Daniş, 211; Riyazu’s-siyaha, 521.
(13) Nuru’l-ulum Kitabi Yekta, s.123
(14) Nuru’l-ulum Kitabi Yekta, s.123


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 228

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

İstatistikler

Üyeler: 14
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 25405

. . . :: . ..::...: