Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa arrow İrfan
İrfan
İbnül-Arabî'nin yorum yöntemi ve Muhammed fassında bu yöntemin tatbiki: "Her Varlık Bir Âyettir"
Yazar Abdullah Kartal   
24.06.2008
 İbnü’l-Arabî, âyet ve hadisleri yorumlarken kendine özgü denebilecek bir yöntem geliştirmiştir. O, ‎kendinden önceki sufîlerin işarete yükledikleri anlamları kabul etmekle kalmamış, esas unsur ‎olarak işarete farklı anlamlar yüklemiştir. İbnü’l-Arabî için esas sorun, sadece âyet ve hadisleri ‎yorumlayabileceği bir yöntem geliştirmek değil, onları da içine alacak şekilde bütün varlığı ‎kapsayacak bir yorum yöntemi geliştirmektir. Bu yüzden, onun yorum yöntemi, bütün varlıkların ‎ilâhî zâtın kelimeleri olduğu prensibine dayanan vahdet-i vücûdun temel çerçevesi ile sınırlıdır. ‎Bu anlamda “her varlık bir âyettir” ilkesi, İbnü’l-Arabî’ye ilâhî kelimeler arasında mutabakat ve ‎benzerlik imkanı sağlamıştır. Fusûs’un Muhammed Fassında ela aldığı bir hadis yorumu, bu ‎hususun en güzel örneğidir.‎

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 59

Devamını oku...
 
Birlik ve Çokluk
Yazar İbn Arabi   
18.01.2008
Hakîkatı bilen ârif kişi Birlikıte Kesretıi görür; çünkü bilir
ki kendi hakîkatlerinin farklı ve çok olmalarına rağmen,
ılâhî isimlerin hepsi de tek bir asılın delîlidirler. (İsimler
arasındaki) bu (fark) Tek olan Varlığın hakîkatında aklî
bir mâhiyeti haiz olan (yâni yalnızca bilkuvve mevcûd bulunan)
bir kesrettir. Ve bu (aklî kesret de), Tek Olan Varlık (âlemde)
tecellî ettiği zaman şuhûd mertebesindeki bir
kesrete dönüşür. Fakat bu ikinci hâlde dahi tecellîdeki kesret
Tek Bir Gerçek içinde müşâhede edilir.
Bu durum, her "sûret"in iç yapısına nüfûz edişi yönünden
Heyulâ (yâni maddenin ilk cevheri) kavramı aracılığıyla
daha da iyi anlaşılabilir. Kesretine ve çeşitliliğine rağmen

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 198

Devamını oku...
 
Otuz Beşinci Gece: Ruh, Can, Hayat, Ölüm, Akıl ve Öte Dünya Üzerine
Yazar Ebû Hayyân Tevhîdî   
18.01.2008
Vezir İbn Sa’dan bir gece dedi ki;
İrade3 ile tercih4 arasındaki fark nedir?
Ona verilen cevabın [özeti] şudur:
İstenilen her şey, aynı zamanda tercih ettiğimiz şeydir ama bazen tercih edilen şey, istediğimiz şey olmayabilir. Çünkü ilaç içmeyi aslında hiç de istemeden seçer; canımız gibi sevdiğimiz yavrumuza istemeden vurma seçeneğiyle baş başa kalabiliriz. Mecbur kaldığımızda, denizin ortasında [ölmektense] eşyalarımızı suya atmayı tercih ederiz.
Her iki eylem de, başka bir kaynağın etkisiyle doğan infiali eylemlerdendir ama “tercih” eylemi iyice bir düşünme, arayış ve eleştirel bakıştan sonra zuhur ederken “isteme” eylemi ansızın, kendiliğinden zuhur eder; işin ilginç yanı, bazen bir şeyi hiç istemeden tercih etsek de bu kelimeyi kullanabiliriz. Tercih eyleminin kenarında5 uzanan “bir şeyler yapıp etme alanı” geniştir. Oysa isteme eylemi böyle değildir. Araplar isteme yerine daha çok “arzulama” kelimesini kullanırlar.6 İsteme eyleminin kökü “râde-yerûdu”, arzulama eyleminin kökü ise “râğa-yerûğu”dur; “erâğa” ve “erâde” derken eylemin başına konan “e” harfi7 onu etkenleştirir.
Sonra şöyle sordu:
Sevgi ile şehvet arasındaki fark nedir?
Verilen cevabın [özeti] şudur:
Şehvet, bizim doğamızdan gelmekte, doğamızın ayrılmaz niteliklerinden sayılmaktadır; oysa sevgi bizim üstün ruhumuzdan8 doğmaktadır. Her iki eylem de başka bir kaynağın etkisiyle oluşmaktadır; infialidir. Ancak şehvet daha güçlü ve daha yaygın bir etkiye sahipken sevgi böyle değildir. Şehvet eylemini “şehiye-eşhâ” kipleriyle, sevgi eylemini ise “habbe-ehabbe” kipleriyle söyleriz.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 457

Devamını oku...
 
Ezeli Hikmet ve Din İlmi
Yazar Seyyid Hüseyin Nasr   
18.01.2008
Türkçesi
Şehabeddin Yalçın



Yeterli ve doğru bir metafizik bilginin olmamasından dolayı dinî ve kudsî formların çeşitliliği, kutsal bilime büyük bir ihtiyaç duyan bir dünyada kutsal bilimin yeniden formülasyonunu kamçılayacaktır. Batıda hem akademik hem de daha popüler çevrelerde farklı dinler üzerinde yapılmış çok sayıda çalışma mevcuttur; fakat dini gerçeklerin din olarak, kudsî formların da kudsî gerçeklikler olarak anlaşıldığı nadirdir. İlmî ve akademik çevrelerin birçoğunda gözden kaçırılan husus, dinî çalışmaları bütün geleneklerin kalbinde yer alan ezelî hikmete dayandırarak inceleyip onlara haklılık kazandıran ilimdir.
Gerçekten dini din olarak ve dinleri birbirleriyle olan ilişkileri açısından irdeleyen mevcut akademik çalışmaların en çarpıcı özelliklerinden biri de, bizzat dinin kendisiyle de ilgilenen Batılı bilginlerin mukayeseli dinler alanında karşılaştıkları büyük teolojik zorluklara rağmen, akademik ve dinî çevrelerde ezelî hikmet (perennial wisdom)'ten başka birşey olmayan gelenekçi okulun yaklaşımına az ilgi göstermeleridir. Hiç olmazsa mevcut kavramsal çerçevesinin eldeki konu için yeterli olmadığı durumlarda, kişi, dini bizzat kendisi olarak ve insanlık tarihinde tecellisi olan çeşitli formlar olarak evrensel ve kapsamlı birşekilde inceleyen başka bir bakış açısına ciddi bir biçimde dikkatini yöneltmelidir.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 409

Devamını oku...
 
Onulmaz Dertlerin Dermanı
Yazar Osman Hulusi Efendi   
18.01.2008
Sadık Yalsızuçanlar



“Her gönülün ayrı ayrı gizli bir mihmanı var
Karına eller erişmez bir azim ummanı var

Kim nazar kılmak yaraşmaz bende-i Rahman’a kim
Her kulun kalbinde bin gencine-i pinhanı var

Kiminin zahirde dışı kara veli içi ak
Kimi ak yüz meğer içinde büyük isyanı var

Kimi dost ne olduğun bilmez heman suzdur
Kiminin yarinin iydine bu can kurbanı var

Kiminin taht-ı dilinde div ü şeytan eğleşir
Kimi izzetle oturtmuş bir ulu sultanı var

Sen yürü dildar yoluna sür Hulusi yüzünü
Hiç onulmaz dertlerin ol yaride dermanı var”

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 156

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 26

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

Şuanda 2 misafir bağlı

İstatistikler

Üyeler: 11
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 22620

. . . :: . ..::...: