|
|
Yazar İbn Arabi
|
|
18.01.2008 |
Hakîkatı bilen ârif kişi Birlikıte Kesretıi görür; çünkü bilir ki kendi hakîkatlerinin farklı ve çok olmalarına rağmen, ılâhî isimlerin hepsi de tek bir asılın delîlidirler. (İsimler arasındaki) bu (fark) Tek olan Varlığın hakîkatında aklî bir mâhiyeti haiz olan (yâni yalnızca bilkuvve mevcûd bulunan) bir kesrettir. Ve bu (aklî kesret de), Tek Olan Varlık (âlemde) tecellî ettiği zaman şuhûd mertebesindeki bir kesrete dönüşür. Fakat bu ikinci hâlde dahi tecellîdeki kesret Tek Bir Gerçek içinde müşâhede edilir. Bu durum, her "sûret"in iç yapısına nüfûz edişi yönünden Heyulâ (yâni maddenin ilk cevheri) kavramı aracılığıyla daha da iyi anlaşılabilir. Kesretine ve çeşitliliğine rağmen Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 204 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Ebû Hayyân Tevhîdî
|
|
18.01.2008 |
Vezir İbn Sa’dan bir gece dedi ki; İrade3 ile tercih4 arasındaki fark nedir? Ona verilen cevabın [özeti] şudur: İstenilen her şey, aynı zamanda tercih ettiğimiz şeydir ama bazen tercih edilen şey, istediğimiz şey olmayabilir. Çünkü ilaç içmeyi aslında hiç de istemeden seçer; canımız gibi sevdiğimiz yavrumuza istemeden vurma seçeneğiyle baş başa kalabiliriz. Mecbur kaldığımızda, denizin ortasında [ölmektense] eşyalarımızı suya atmayı tercih ederiz. Her iki eylem de, başka bir kaynağın etkisiyle doğan infiali eylemlerdendir ama “tercih” eylemi iyice bir düşünme, arayış ve eleştirel bakıştan sonra zuhur ederken “isteme” eylemi ansızın, kendiliğinden zuhur eder; işin ilginç yanı, bazen bir şeyi hiç istemeden tercih etsek de bu kelimeyi kullanabiliriz. Tercih eyleminin kenarında5 uzanan “bir şeyler yapıp etme alanı” geniştir. Oysa isteme eylemi böyle değildir. Araplar isteme yerine daha çok “arzulama” kelimesini kullanırlar.6 İsteme eyleminin kökü “râde-yerûdu”, arzulama eyleminin kökü ise “râğa-yerûğu”dur; “erâğa” ve “erâde” derken eylemin başına konan “e” harfi7 onu etkenleştirir. Sonra şöyle sordu: Sevgi ile şehvet arasındaki fark nedir? Verilen cevabın [özeti] şudur: Şehvet, bizim doğamızdan gelmekte, doğamızın ayrılmaz niteliklerinden sayılmaktadır; oysa sevgi bizim üstün ruhumuzdan8 doğmaktadır. Her iki eylem de başka bir kaynağın etkisiyle oluşmaktadır; infialidir. Ancak şehvet daha güçlü ve daha yaygın bir etkiye sahipken sevgi böyle değildir. Şehvet eylemini “şehiye-eşhâ” kipleriyle, sevgi eylemini ise “habbe-ehabbe” kipleriyle söyleriz. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 498 |
|
Devamını oku...
|
| |
|
|
Yazar Osman Hulusi Efendi
|
|
18.01.2008 |
Sadık Yalsızuçanlar
“Her gönülün ayrı ayrı gizli bir mihmanı var Karına eller erişmez bir azim ummanı var
Kim nazar kılmak yaraşmaz bende-i Rahman’a kim Her kulun kalbinde bin gencine-i pinhanı var
Kiminin zahirde dışı kara veli içi ak Kimi ak yüz meğer içinde büyük isyanı var
Kimi dost ne olduğun bilmez heman suzdur Kiminin yarinin iydine bu can kurbanı var
Kiminin taht-ı dilinde div ü şeytan eğleşir Kimi izzetle oturtmuş bir ulu sultanı var
Sen yürü dildar yoluna sür Hulusi yüzünü Hiç onulmaz dertlerin ol yaride dermanı var” Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 169 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 26 |