Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa arrow İrfan
İrfan
İnsanın sessizlik üzerine en eski bilgisi
Yazar Karlfried Graf Von Durkheim   
09.01.2008
Çeviren Sedat Umran

 Ait olduğumuz çağ yirmi-otuz yıllık zaman aralıklarıyla; artan bir ölçüde sessizliğin doğurduğu mutluluğa karşı çıkan bir etkinlik çağıdır. İçinde yaşadığımız şimdiki zaman, sessizliğin kültürüne tamamen karşıttır; ama yine de insanoğlu, belki de hiçbir zaman, bugünkü kadar sessizliğe yönelik bir özlemle o derece dolu olmamış ve sessizliğe yaşantısında yer vermeye bu denli hazırlıklı bulunmamıştır.

Biz teknolojisi oldukça gelişmiş bir dünyanın kulakları sağır eden gürültüsüyle kuşatılmış bulunuyoruz, mekânın ve zamanın doğurduğu bir darlığın gürültüsü ve patırtısı altında her zamankinden daha çok acı çekiyoruz ve hiç kimse alt üst olmuş o çirkin seslerin gürültüsünden kendini uzak tutamıyor; modern toplumun, her gün biraz daha kendinden uzaklaşan insanların kişisel varlık alanlarında iç ve dış felâket çanları çalmaktadır. Sessizlik yaşantısı, birçok kimse için sadece ölümün, tarihsel harabelerin ya da özverinin sessizliği olarak bilinen bir şeydir. Bütün bunların ardında her şeyi yok eden bir tahribin deneyi bulunmaktadır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 85

Devamını oku...
 
Gözleri melekût renginde
Yazar Ali Şeriati   
09.01.2008
Gözleri bulut rengindeydi, yok, melekût rengindeydi, atmosfer, kurşuni ilksizlik sabahı rengindeydi, ruh... Rengindeydi. Haaa! Anladım; gözleri tümüyle ruh rengindeydi, ruh ne renktedir? Ruh mu? Bilmeyecek ne var?

Ruh tümden ne renktedir, ne renktedir... Onun gözleri rengindedir.
Buğu ne renktedir? Onun gözleri renginde değil midir? Gözleriyle düş kuruyor, gözleriyle düşünüyor gibiydi, gözlerinin bir yerler gördüğünü sanmıyorum.

Ben şimdi düşlemimde bir odağa dalmışım, gözlerim durgun bir delinin gözleri gibi gizemli bir korku içinde göremez olmuş, kıpırdamaz olmuş, açılıp kapanmayı unutmuştur.
Yanılmayasınız, bunlar birilerine ilişkin söyleyerek duymasını istemediğimiz sözlerden değildir, yok, bunlar bir şey değil, buna benzer söz çoktur, çok da değersizdir, herkesin böyle sözleri olur, birilerine, bir seslenilene söylenecek sözlerden söz ediyoruz biz, ondan başkasına söylenemeyecek, ondan başkasına söylenememesi gereken, bununla birlikte onunda
duymaması gereken sözler, yüce, güzel tatlı sözler bunlardır, seslenilenin bile namahrem olduğu sözler!

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 72

Devamını oku...
 
Çağa Sesleniş
Yazar Malik Bin Nebi   
09.01.2008
Ey yüce halk! kavganı selamlıyorum... Ey yüce halk, senin kavgan var olmak, onurlu ve özgür yaşamak uğrunadır!... Roma İmparatorluğu Yunanistan'ı işgal etmiş ama sömürememiştir. Bir avuç İngiliz ise Hindistan'da 400 milyon hintliyi sömürmüştür. Sömürgecilik gündeme gelmiştir ama sömürgeleşmeye yatkın olma gündeme gelmemiştir. Sömürgeciliğin temel nedeni sömürülme kabiliyetidir. Sömürgeciliğin etkisinden kurtulmak istiyorsak öncelikle onun nedeni olan sömürülme kabiliyetinden kurtulmalıyız.
Sömürgeciler kanunlar, bankalar, daireler, gazeteler ve sömürge okullarıyla
gayet güzel donatılmış ve iyi yönetilen laboratuarlarda mantar üretir gibi
insan üretmektedir. Onlar iyi bir zekayla karşılaşırlarsa yok etmek için
ellerinden geleni yaparlar. Avrupa'da doğan çocuk kaderin kendisine
sömürgenlik görevi verdiğini bütün benliğiyle hisseder. Bugün sömürgeci
kendi kazdığı kuyuya düşmüştür. Kendi sorunlarının mahiyetini
anlayamamaktadır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 69

Devamını oku...
 
Şefkatimdendir
Yazar ali ömer   
09.01.2008
"Füsus"da varlıklara "Rahmani Nefes" diyor İbn Arabî.
Rahmani Nefes”deki belirme ve varlıkların kaynaklarına da "kelimeler". Peygamberlere "Kelimetullah" denilmesi de buradandır, diyor. Daha sonra uzun uzun "Nefsin tezahürü"nde istidat, hâl ve dil üzerinde duruyor.
İşte Âdem de âlemin "nefsi"dir. Âlemin vücudu Âdem(insanoğlu)dir.
Âdem'den âleme, âlemden Âdem'e dönüş: varoluş döngüsü: Nefes/nefis.
Dıştaki serin havanın içe alınması; içteki sıcak, sarmalayıcı havanın dışa verilmesi: Büyük Bütün'e katılma; büyük bütün'ün aynası; kendisi olma.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 97

Devamını oku...
 
Büyük Hacc
Yazar Ali Şeriati   
09.01.2008
Hacc-ı Ekber : Büyük Hacc!1 Nerdesin? Nerede olursan ol. Mescid-i Haram’da Ka’benin yanında, sokakta, çarşıda, caddede, hotelde... Hiç önemi yok; maksat, bırakmak, terketmektir; büyük bir yolculuğa başlamaktır. İhramı giy ve “Mekke’den çık”! Hayret doğrusu! Şimdi Kabe’yi bırakacak Mekke’yi arkamıza atacağız yani. Olacak iş mi? Gerçekten söyler misiniz, kıble neresiydi? Hacc, Ka’beyi terkle başlar!

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 165

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 19 - 26 Toplam: 26

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

İstatistikler

Üyeler: 13
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 24360

. . . :: . ..::...: