Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa
Sanat ve düşünce
Düşün seli - Düşün seli
Yazar Heidegger - Hisamatsu   
30.01.2008
 Çevirisini sunduğumuz metin, Meßkirch Kenti adına Hartmut Buchner tarafından yayınlanan Japan und Heidegger adlı kitabın 211-215. sayfalarından alınmıştır. 1989’da Sigmaringen’de basılan kitap, Jan Thorbecke Yayınevi’nin bir yayınıdır. Kitap, Meßkirch Kenti tarafından, Martin Heidegger’in 100. yaşgünü hatırasına yayınlanmıştır. Japonlarla Heidegger arasındaki yakınlaşmanın bir sonucu da, 1985’te Meßkirch ile Unoke’nin kardeş kent ilan edilmeleridir. Unoke, Japon düşünür Kitarô Nishida’nın (1870-1945) doğduğu yerdir. Çevirisini sunduğumuz metin, Heidegger ve Hisamatsu’nun katıldıkları bir kollokyum sonrasında yapılan sohbetin protokolünden alınmıştır.
 
Hisamatsu: “Sanat” için başka bir kelime vardır; bu, avrupalı anlamından etkilenmemiş, daha derin bir anlamı olan eski Japonca bir sözcüktür. Bu, “gei-do”dur: Sanatın yolu. “Do” Çince “Tao”dur, sadece yöntem olarak yol anlamına gelmez; hayatla, özümüzle derin ve içsel bir ilişki içinde bulunur. Yani sanat hayatın kendisi için belirleyici bir önemi haizdir.

SHINICHI HISAMATSU – MARTIN HEIDEGGER*

Sanat ve Düşünce**

Çev. Nejat Aday

 

Heidegger: Avrupalı bakış açımızdan yola çıkarak, sanatın birkaç asli niteliğini kavrama girişiminde bulunmak istiyoruz. Sanatın çağımızda hâlâ bir mevkiye sahip olup olmadığı sorusu, bizim için öncelikli bir sorudur. Kollokyuma, Doğu Asya sanatı diye adlandırdığımız şeyin kendisini nasıl anladığını sormakla başlamak istiyoruz. Tam tamına somut olarak sormak istediğimiz şudur: -Doğu Asya dünyasının çokkatlı olduğunu varsaymak koşuluyla -, acaba orada hiç, sanat ve sanat eserinden bizim anladığımız anlamda söz edilebilir mi? Sizlerin Japonya’da “sanat” için kullandığınız bir isim var mıdır?

Gundert: Aynı öçüde büyük bir haklılıkla sorunun tersine çevrilerek sorulması da mümkündür: Yani bizim sanat olarak adlandırdığımız şey, acaba Doğu Asyaların gözünde ve onların anladığı anlamda sanat mıdır? Bu Japonya’da çok sık tartışılmaktadır.

Heidegger: Buna cevap verilebilmesi için, bizatihi sanat kavramına ilişkin sorunun sorulması gerekir. Biz kendimizi burada geçici olan birşeyle sınırlandırıyoruz. Japoncada bizim sanat olarak adlandırdığımız şeyin karşılığı olan bir kelime var mıdır?

Hisamatsu: Soru kolaylıkla cevaplandırılabilir. Modern (batılı-estetik) anlamda sanat Japonya’da yaklaşık 70 yıldan beri vardır ve bir çeviridir. Japonlar bütün batılı kavramları almış ve eski özgül kökenlerinden türeterek tercüme etmişlerdir. Bu batılı kavramların türetilmesinde herşeyden önce bileşik isimler imal edilmiştir. “Gei” kökeni itibariyle kabiliyet [=kaabil olmak-Können] olarak sanat, ustalık [=hüner-maharet] anlamına gelir. Buna karşılık bir bileşik isim olan “gei-jiz” batılı estetiksel sanat kavramının çevirisidir.

Heidegger: Önceden neydi? Sanat, orada, bir sanat eserinde görülen bir resim midir? Avrupalı kavramın alınmasından önceki ilksel sanat deneyimi hangisidir? İlginç olan budur.

Hisamatsu: “Sanat” için başka bir kelime vardır; bu, avrupalı anlamından etkilenmemiş, daha derin bir anlamı olan eski Japonca bir sözcüktür. Bu, “gei-do”dur: Sanatın yolu. “Do” Çince “Tao”dur, sadece yöntem olarak yol anlamına gelmez; hayatla, özümüzle derin ve içsel bir ilişki içinde bulunur. Yani sanat hayatın kendisi için belirleyici bir önemi haizdir.

Vietta: Bu sanat yolu Zen-Budizmi için zorunlu mudur? Zen’in sanata bir zarureti bulunmakta mıdır? Sanat niçin yol anlamına gelir? Zen sanata neden ihtiyaç duyar ki?

Hisamatsu: Zen sanatında “--kaabiliyet” (=das Können/ -ebilmek) iki anlama gelir:
birincisi; insan onun sayesinde gerçeklikten gerçekliğin kaynağına (=köken-ilke) getirilir; sanat bir yoldur, insanın kaynağa doğru nasıl gedik açtığıdır; 
diğerinde sanat, insanın, kaynağa dalmasından sonra, gerçekliğe geri dönmesi anlamını taşır. Zen sanatının asli özü, bu geri dönüşten ibarettir. Bu geri dönüş etkimekten, bizatihi Zen-hakikatinin kendisini-gerçekleştirmesinden (=Sich-ins-Werk-setzen) başka bir şey değildir. Gerçekliğin anılan kaynağı, ilk hakiki hayat veya ruhtur [=Selbst; nefs, ben, anlamına gelen bu sözcüğü metnin içindeki kullanımına daha uygun olması bakımından “Ruh”la karşıladık, Ç.N.]; aynı zamanda bütün bağlılıklardan ilahi bir arınmışlıktır, biçimle malül bağlılıkların tümünden özgür olmaktır. Bu özgür olmak Hiç olarak da adlandırılır. Adlandırılmış olanın hepsi aynıdır.

Gundert: Yani Zen’de iki yol bulunuyor: ilkin olumsuz anlamdaki yol, gerçekliğin olumsuzlandığı yol. Bu olumsuz, olumlunun elde edilmesinin ön koşuludur. Bu Hiçten geri gelmektir, hayattar olanının zuhurudur: Zen-sanatında özsel olan budur.

Hisamatsu: Kökenin [=kaynağın-ilksel olanın] elde edilmesi değil, tersine, o kendisi zuhura gelir, Zen-sanatında özsel olan budur. Zen’in özündeki olumlu, kökenin bu zuhura gelmesinden [=kaynağın bu kaynaktan fışkırmasından], bizatihi kaynağın tazahür etmesinden ibarettir. Zen-hakikatinin etkimesidir [=tahakkuku] bu. Zen’in özü gidiş yolunda değil, bilakis dönüş yolunda yatmaktadır.

Heidegger: Ben, Bay Hisamatsu ile Viyana’da yaptığım bir görüşmeyle ilinti kurmak istiyorum; bu sayede burada meşgul olduğumuz soruda ileriye doğru bir adım atabiliriz. Avrupa sanatı özünde betimleme karakteri ile nitelendirilmiştir. Betimleme, Eidos, görünür kılmak. Sanat eseri, tasvir, resmeder, görünür kılar. Buna karşın Doğu Asya dünyasında betimleme bir engeldir, resimsel olan, görünür kılan resim bir engelleme anlamına gelir.

Hisamatsu: İnsan kaynağa giden yolda bulunduğu sürece resimsel olanın betimlenmesi olarak sanat onun için bir engeldir. Ama eğer o, kaynağa dalmışsa, artık eidetik [=görsel] olanın görünür kılınması bir engel oluşturmaz; bu artık daha ziyade kökensel [=kaynaksal-ilksel] hakikatin bizatihi zuhur etmesidir.

Heidegger: Yazılmış, çizilmiş olan sadece engel değildir, bilakis engelin-kaldırılmasıdır, nefsin kökene doğru harekete geçmesi için vesiledir.

Hisamatsu: Bir Zen-sanat eseri, eğer onun içinden ilk-sebep hayattar olarak konuşuyorsa, güzeldir. O zaman müşahadede bulunan da bu ilk sebebin tulu etmesi imkanına sahip olur.

Heidegger: Doğu Asya sanatında, izleyiciyi etkileyen nesnesel hiçbirşey ortaya konulmaz. Resim aynı zamanda sembol de timsal de değildir; daha ziyade, ben, resimde, yazıda kendimi gerçekleştiririm, Ruh’a doğru hareketlenirim.

Hisamatsu: Gerçekte çizilmiş bir doğrunun özü sembol-karakterde değil, tersine harekette yatmaktadır. Hareketin bu biçimde kavranmasına tümüyle katılıyorum. Sanat eseri sanki arkasında bir anlam veya ifade bulunuyor olan bir nesne değildir; o daha çok dolaysız etkimedir, harekettir. Tek başına, kaynağın kendisinin harekete geçmesine vasıl olmak söz konusu edildiği sürece, insan henüz veya artık kaynakta değildir. Ama insan şayet kaynakta ise, o zaman hareketin kendisi harekete geçer.

Müller: Özetlemek için, anladığım kadarıyla, şöyle diyeceğim: Bu hareket sadece zaten kaynağa dalınmış olunması halinde vuku bulur. O bir propedotik [=giriş-hazırlık] değildir. Hakiki sanat kaynağın elde edilmesinden sonra ortaya çıkar, Hakiki sanat, bizi kaynağa getiren haketten değil, bilakis kaynağı zuhurda gerçekleştiren hareketten doğar.

Hisamatsu: Batıda kaynak, bir biçimde varolan birşeydir, görsel olandır [=eidetik olan]. Zen’de kaynak formsuz olandır, Var-olmayandır (das Nicht-Seiende=Hiç-olan). Bu “Hiç” ama salt olumsuzlama hiç değildir. Bu Hiç bütün biçimlerden beridir, bundan dolayıdır ki o tümüyle formsuz olan olarak özgürce hareket edebilmekte, daima ve her yerde hareket edebilmektedir. Kendisinden sanatın tezahür ettiği hareket, işte bu özgür harekette yatmaktadır.

Heidegger: Bu boşluk olumsuz Hiç değildir. Eğer boşluğu mekan kavramı olarak anlarsak, o zaman, bu mekanın boşluğunun tam da yerleşen [=boşluğu dolduran-mekana taşınan, göçen] olduğunu, bütün şeyleri toplayan şey olduğunu söylemek zorunda kalırız.

Hisamatsu: Yerleşmeye bir itirazım yok. Bu taşınmanın daima bütün bağlılıklardan özgür olması zorunludur. Nesnellikten ve geçerli olmaktan bağımsız olmalıdır. O, bizatihi Zen-hakikatinin hayatının özgür etkimesidir. Zen’de bir sanat eserinin güzelliği, formsuz olanın bir biçimde görsel-olanda varlığa [=huzura] gelmesinde yatmaktadır. Bu formsuz Ruh’un biçimsel olanda varlığa gelmesi olmaksızın Zen-sanat eseri mümkün değildir. Yani güzellik Zende daima kökensel/ilksel Ruh’un özgürlüğü ile bağıntılı olarak düşünülmelidir.

Bröse: Şöyle de denilebilir ki, söylenmiş olan, Batıda teşekkül etmekte olan bugünkü sanatın arzusudur da. Günümüz sanatçısının niyetinde sanat eseri bir simge değil, tersine bizatihi eşyanın arkasında olan şeyi açığa çıkartan hareketin kendisidir. Günümüz sanatında üç yön bulunmaktadır: Geometrik olan, tümüyle formsuz olan, bir işaret koyan. Modern güzel sanatlar, her türlü anlamı bertaraf eden manayı arzu eder. Hedef anlam ifade eden bir şey değildir, tersine adeta toplayan ve yerleşen mekandır, mekandaki herhangi şeyler değildir. Bu anlamda Klee henüz bir sembol ressamıdır. Onda sadece sanatçının kendini gerçekleştirmesi yoktur, henüz bir nesnel merci de mevcuttur.

Heidegger: Klee hakkında söylediğiniz acaba doğru mudur? Sanmıyorum. Ama bunun, söylediğiniz gibi, modern sanata bağımlı olduğunu varsayalım; sembolik olanın aşıldığı yerde kalan nedir? Şu farklılık görmezlikten gelinemez: Bizim burada belki de şu ana kadar aradığımız şey Japonya’da zaten oradadır, Japonlar ona zaten sahiptir.

Hisamatsu: Soyut resim: Onun soyutlamasının özü ressamın biçimsel olanı yoketme doğrultusunda gitmesindedir. Formların üzerinden aşıp giden bu hareket henüz biçimsel olana bağlıdır; tam da henüz onu aşarak birşeyi aramakta olduğu için biçimsel olana bağlıdır. Buna karşılık Zen-resmi ise tam zıt yönde hareket eder. Orada söz konusu olan, formsuz ruhun bize doğru zuhur etmesidir.

Müller: Soyut resimde eşya resmedilmezken japon resminde tam da şeylerin resmediliyor olması arasındaki fark da görmezden gelinmemeledir.

Bröse: Sadece formdan, hareketten yola çıkan nesnesiz resim de kendi başına gerçek şeylere tümüyle benzeşen formlara, şeylere varıyor sonuçta. Ve yine de bunlar tasvir değiller. Onlar, Hiç’in belirli boyutlarını kazanma çabasından doğarlar.

Hisamatsu: Biz Japonlar soyut resim için büyük bir anlayış gösteriyoruz.

Alcopley: Ben, Bokujin Grubunun belirli bir kaligrafisinin Zen-sanatı olarak nitelendirilebilip nitelendirilemeyeceği sormak istiyorum. Bu grup modern soyut resme çok yakındır.

Hisamatsu: Bu gruptan söz etmek istemiyorum, çünkü onları burada eleştirmek istemiyorum.

Alcopley: Bir sanat eserinin kaynaktan gelip gelmediği konusunda bir yargıda bulunmak için hangi kriterler vardır?

Hisamatsu: Ona sadece kaynağın kendisinden bakılabilir.

Bröse: Bizde sanatın resim, müzik ve diğerleri gibi çeşitli alanları bulunuyor. Japonya’da da çeşitli sanatlar var mı? Sanatın; çiçek sanatı (=Blumenstecken; çiçeklerden şekiller, heykelcikler oluşturmak sanatı), çay seromonisi ve benzerleri gibi bizim kavramlarımıza göre sanat olmayan şeylerle bağlantısı nasıldır? Bunlar da sanat anlamında sanatlar mıdır?

Hisamatsu: Zen-sanat eserinin güzelliği, onun özü, ilksel ruhun serbest hareketinde yatmaktadır. Eğer bu hareket biçimsel olan birşeyde tezahür ederse, bu bir sanat eseridir. Bu varlık (=Anwesung) sanat anlamında biçimsel olanın alanıyla sınırlı değildir. En yüce güzellik, daha ziyade, hiçbir biçim veya yapının arta kalmadığı yerdedir. Yani Zende sanat özel alanlanlarla sınırlandırılmış değildir. Bu hareket daha ziyade her yerde tezahür edebilir.

Y: Zen-sanatında bir teknik, bir eğitim var mıdır? Bu sanat öğrenilebilir mi? Ya da Zen-deneyiminden doğan bir sanat var mı? Veya bir yetenek var mı?

Hisamatsu: Eğer bir sanatçı deneyime vasıl olursa, hakikatin hangi tarzda tezahür ettirileceğinin yolunu da öğrenebilir. Sanatçının teknik eğitimi, uygun yolun bulunmasında yatmaktadır.

Y: Modern Zen-sanatı var mıdır?

Hisamatsu: Çok katlı bir anlamda. Zen’in canlı olduğu her yerde sanat vardır.

Heidegger: Tasarımlarımızla (dolaysız ve sürekli bir yolun tasarımıyla) Japonların halihazırda bulundukları yere asla vasıl olamayacağımız açıklık kazandı. Bir Koan’la, Üstad Hakuin’in en sevdiği koanla kapatmak istiyorum: (bir elini kaldırarak) “Bir elin şaklamasının sesini dinle!”



* Die Kunst und das Denken.Protokoll (A. Guzzoni) eines Colloqiums von Martin Heidegger u. Shinichi Hisamatsu am 18. Mai 1958 in der Universität Freiburg i. Br. In: Heidegger und Hisamatsu und ein Zuhörer. Hrsg. Von Alcopley (= A. L. Copley). Ausgabe in Deutsch, Japanisch (K. Tsujimura) und English. Bokubi-Verlag. Kyôto 1963 (800 num. Exemplare). B. 43-80. (s.a. Nr. 56).

** Heidegger und Hisamatsu und ein Zuhörer’in (Heidegger ve Hisamatsu ve bir Dinleyici) önsözünde (sayfa 12) Alcopley şöyle yazar: “Her iki düşünüre, Freiburg Breisgau’dan Profesör Martin Heidegger ve Kyôto’dan Profesör Hoseki Shin’ichi Hisamatsu’ya, katkıları ve bu kitabı yayınlamaya dostça yüreklendirmelerinden ötürü teşekkür ediyorum… 18 Mayıs 1958’de Martin Heidegger’in başkanlığı ve Hoseki Shin’ichi Hisamatsu’nun huzurlarıyla, Freiburg Breisgau Üniversitesinde Sanat ve Düşünce üzerine, benim de katıldığım bir kollokyum yapıldı. Kollokyumda Heidegger ve Hisamatsu arasında, başkalarının da katıldığı bir mübahase cereyan etti. O esnada kısaltılarak kaleme alınan sohbet metni, bu kitabın bir bölümünü oluşturmaktadır. Protokole son şekli Milan’dan Bay Doktor Alfredo Guzzoni tarafından verilmiş ve yayınlanmasına Heidegger ile Hisamatsu tarafından müsaade edilmiştir. Ayrıca bak. yukarıda s. 189 ve Abb. 25. – Cildin yayıncısı ve ortak yazarlarından olan Alcopley 1910’da Dresden’de doğup 1937’de Birleşik Devletler’e göç eden amerikalı desinatör ve ressam Alfred L. Copley’dir. Üç dilli kitap, başka şeyler yanında, Alcopley’in bazı metinleriyle kısmen Doğu Asya suluboya resminden mülhem çok sayıda resmini de içermektedir. – Protokolde anılan diğer katılımcılar şunlardır: Herman Gundert (Freiburg i.Br.), Egon Vietta (Darmstadt), Max Müller (Freiburg i.Br.), Siegfried Bröse (Freiburg i.Br.), ve bir anonim Y.


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 447

  Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
< Önceki   Sonraki >

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

İstatistikler

Üyeler: 11
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 22604

. . . :: . ..::...: