Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa arrow Düşün seli arrow Düşün seli
Düşün seli
Üsküdar'ın Bir 'Sır'lısı
Yazar Sadık Yalsızuçanlar   
29.06.2008

 Üsküdar'ın bir sırlısı daha çekildi göğümüzden. Bilgelik tarihimize birbirinden kıymetli onlarca eser kazandıran, zarif ve çelebi insan, yetkinleşme hikayesinin tanığı nice değerli söz ve hatıra bırakarak Cemal'e yürüdü.

Üsküdar, dünyanın ikinci manevi merkezi olan İstanbul'un iki çekim merkezinden biridir. Biri Fatih, yani Merkez Efendi, diğeri Üsküdar. Üsküdar, Aziz Mahmud Hüdayi gibi nice seçkin bilgenin toprağını çiğnediği aziz, kutlu bir yerdir. Özemre gibi nice bilgeye ev sahipliği yapmıştır. Allah'ın gayret kubbesinde gizlenmiş, bize sadece izin verildiği kadarıyla manevi çehresini gösteren velilerin çoğu sırlanmıştır. Sır, paylaşılmayan, deşifre edilemeyen olduğu kadar, henüz verilmemiş olandır. Birçok yetkin insan Allah'ın gizlilik örtüsüyle sırlanır. Bunların pek çoğu da Üsküdar'dadır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 51

Devamını oku...
 
Alıntılanabilirlik ve şeyleri yeniden yaratma: İbn Arabî bilgeliğinden Derrida'ya uzanan yol
Yazar Recep Alpyağıl   
24.06.2008

 Bu çalışmada, İbn Arabi ile “kısmen” mistik yönelimleri olan Jacques Derrida’nın bazı ‎düşüncelerinin karşılaştırılabileceği düşünülmüştür. Bu anlamda, Derrida’nın, ‘bir metnin ‎anlamının her bir bağlamda yeniden üretildiği’ şeklindeki yaklaşımının; İbn Arabi’nin ‘sürekli ‎yeniden yaratma’ düşüncesinin bir örneği gibi durduğu ileri sürülmüştür. Öte yandan, bu ‎karşılaştırmaya imkan tanıyan zeminin, mistik düşüncenin -tarihselliğine rağmen- onu aşan ‎‎“evrensel” karakteri olduğu vurgulanmıştır. Son olarak, henüz düşüncelerini yeterince felsefe ‎sahnesine taşıyamadığımızı düşündüğümüz İslam geleneği içinde yer alan isimleri, özellikle ‎alıntılanabilirlik ve yinelenebilirlik yoluyla bu sahneye taşımanın eş zamanlı olarak da Batı ‎düşüncesini bu evren içine almanın ve böylelikle de bir berzah oluşturmanın mümkün olduğuna ‎dikkat çekilmeye çalışılmıştır.‎

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 40

Devamını oku...
 
Altındağ'ın kavalcısı
Yazar Nuri Pakdil   
09.05.2008

 I

İnsan : aramak için bir kez daha durdu : kurşunimtrak solukların yılgınlığı kaplıyordu ortalığı.
Hi hi i ii li li e e li li hi hi.
Fi fi fi fi fi fi fi.
Ki ki ki ki ki ki ki.
Mü mü mü mü mü mü mü mü.
Omuz hizasındaydı damlar.
Katladı hiddetini : Mehdî bir vakit zaten devamlı kalbinin korunaklarında.
Özgürlüğü yaymalı
Hi hi i ii li li e e li li hi hi.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 124

Devamını oku...
 
Angelus Silesius'un gülü
Yazar Mehmet Candan   
26.04.2008
Die Rose ist ohne Warum.
Sie blühet, weil sie blühet.
Sie achtet nicht ihrer selbst,
fragt nicht, ob man sie siehet.
Angelus Silesius
Martin Heidegger, Leibniz’in formüle ettiği ‘yeter sebep ilkesi’ (principle of sufficient reason) hakkındaki düşüncelerini İngilizce’ye The Principle of Reason olarak çevrilen Der Satz vom Grund adlı eserinde dile getirir. Heidegger her şeyi bir nedene bağlayan bu düşünceye karşı Angelus Silesius’un bir şiirini alıntılayarak farklı bir yorum geliştirir. Silesius’un meşhur şiiri şöyledir:

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 154

Devamını oku...
 
Hem bildik, hem yabancı; ne bildik, ne yabancı
Yazar Ragıp Ege   
09.03.2008
DERRIDA Jacques (El Biar 1930  Paris 2004)
Jacques Derrida’nın yapıtı, Emmanuel Levinas’ın düsünür için yazdığı “Bambaska”(“Tout autrement”; Gönderme yapılan kaynakların tam referansları için yazının sonunabakınız) adlı metinde, felsefe tarihi konusunda dile getirdiği gözlemi her açıdan kanıtlayan biryapıt: “Felsefe tarihi, belki de, düsünme güçlüğünün giderek artan bilincinden baska bir sey değil” (s.16). Bir açıdan (ileride bu kısıtlamanın nedenini açıklamaya çalısacağız), Martin Heidegger’in “Düsünme Ne Diye Çağırılır?” (Was heisst Denken?) adlı yapıtının ünlü önermesine de çok uygun düser Derrida’nın yapıtı: “Bizim [bu] düsündürücü zamanımızda(bedenklichen Zeit) en çok düsündürücü olan (das Bedenklichste) henüz (noch nicht)düsünmediğimizdir (denken)”. Almanca bedenklich sıfatı gibi türkçe “düsündürücü” sıfatının da çift anlamı var: hem düsünceye davet eden hem de endise veren, tedirgin eden. Gerçekten de tedirgin edici, endise verici metinler Derridan’ın metinleri.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 222

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 17

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı

İstatistikler

Üyeler: 11
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 22599

. . . :: . ..::...: