Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Anasayfa arrow Düşün seli arrow Düşün seli
Düşün seli
Bilgelik, Burukluk ve Şaka
Yazar e. m. cioran   
18.01.2008
* Bizi çevreleyen şeylere, onlara isim verdiğimiz ve ötelerine geçtiğimiz ölçüde tahammül ederiz.

* Bir inanç için acı çekmiş olandan daha tehlikeli varlık yoktur: En büyük zalimler, kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar.

* Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik, eğer kıyaslamak yaşamaktan ayrılmaz olsaydı, varlığımızın minicikliğinin açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak kendi boyutlarına karşı körleşmektir.

* Evren, hüznümüzün bir yan ürünüdür.

* Zaman boşluğunun önünde yürek boşluğu: Karşı karşıya birbirlerine yokluklarını yansıtan iki ayna, iki hiçlik görüntüsü.

* Hayat: koordinatları belli olmayan bir alan üzerinde kopartılan patırtıdır, evren ise sara hastalığına tutulmuş bir geometri.

* Hayat ancak hayal gücümüzün ve hafızamızın zayıflıklarıyla mümkündür.

* Dünya her adımda ümitlerimizi geçersiz kılar. Artık bilgelikten başka tehlike kalmamıştır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 103

Devamını oku...
 
ŞEY
Yazar Martin Heidegger   
17.01.2008
Çevirenler:
Erdal Yıldız-Ali Kaftan


Zaman ve mekânda tüm mesafeler büzülmektedir. İnsanoğlu artık, bir gece içinde, uçakla, eskiden haftalarca, aylarca yolculuk etmesini gerektiren mesafelere ulaşabilmektedir. Şimdi artık radyo sayesinde, eskiden – elbette öğrenme şansını bulursa – belki de yıllarca sonra edinebildiği haberleri anında öğrenebilmektedir. Mevsimler boyu gizliliğini koruyan tohumun yeşermesi ve bitkilerin yetişmesi süreci, artık sinema filmiyle bir dakika içinde herkesin gözü önünde sergilenebilmektedir. Kadim kültürlerin uzaklardaki kalıntıları, şimdi film üzerinde sanki dışarıdaki caddede gelip geçenlerin arasında duruyorlarmış gibi gözlerimizin önüne serilebilmektedir. Dahası, film kamerayı ve onu kullananları da çalıştıkları sırada gözlerimizin önüne sunarak, gösterdiğinin gerçekliğine dair yeni bir kanıt daha ortaya koymaktadır. Mesafelerin bu ortadan kalkışının son noktası televizyonun her tür uzaklığa erişebilir hale gelmesidir ki yakında bu iletişim mekanizmasının tümüne yayılarak, onu egemenliği altına alacaktır.
İnsanoğlu artık en uzun mesafeleri, en kısa sürede ardında bırakmaktadır. En büyük mesafeleri ardında bırakmakta ve böylece ulaşabileceği her şeyi en küçük mesafeye taşımaktadır.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 137

Devamını oku...
 
'Cihanın Zübdesi', Vaktin Oğlu
Yazar sadık yalsızuçanlar   
17.01.2008
İnsan hali üzre imiş.
Vaktin oğlu tabiri, insanın, içinde bulunduğu manevi halin ürünü olduğunu ima eder.
Kamil insan, zaman ve mekanı da temsil eder.
Zamanın sahibi (sahibüzzaman) denmesi bu sırdandır.
Zaman, kürevidir.
Kozmik devirlere ilişkin kitabında Guenon, zamanın kozmik hakikatini ayrıntılı biçimde anlatır.
Zaman, kronolojik, lineer değildir, zamanın gerçeği, dairenin başlangıcından yine aynı yere doğru dairevi/kürevi dönüşü ve başlangıçla sonun birleşmesiyle belirir.
Yetkin insan (insan-ı kamil), zaman ve mekanın tedbiriyle yükümlüdür.
Onda iki dünyanın esinliği tecelli eder.
Allah ism-i camii, kamil insanda mütecellidir ve zamanla ebediyetin kesiştiği anlar bu tecellilerde ortaya çıkar.
Tarihin ve mekanın içinden geçen manevi deneyimleriyle yetkin insan, ibnu’l-vakt’tir.

Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi, Divan’ındaki bir gazelinde şöyle der :

‘İki cihanın zübdesiyim canibim canan ile
Ben mekanıyım kanımın kanım bana mekan imiş’

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 165

Devamını oku...
 
Doğa Üzerine.. Bilgi İçin Yolculuk
Yazar Parmenides   
17.01.2008

PROÖMİUM 
 

Beni yüreğimin özlem duyduğu denli uzağa götüren kısraklar yolu hızla geçtiler.
Bana yol gösterdiler ve beni Tanrının [Güneş] bilgi insanını tüm kentler üzerinde taşıyan ünlü yoluna götürdüler.
Oraya götürüldüm, çünkü oraya beni arabayı çeken bilge kısraklar taşırken,
Yolu genç kızlar gösteriyordu.
Dingil-kutusunda tutuşan dingil yuvasında gürlüyor,
Çünkü iki yanda vınlayan tekerlekler tarafından çevriliyordu.
Bu arada Güneşin kızları Işık için Gecenin evinden ayrılmış,
Elleri ile başlarından peçeleri atarak ona eşlik ediyordu.
Gecenin ve Gündüzün yukarıda tahtadan ve aşağıda taştan birer eşikle çevrili girişleri oradadır.
Büyük kapılarla kapalı, kendileri göğün yukarılarındadır,
Ve bunların değişik anahtarlarını cezalandırıcı Türe tutar elinde.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 109

Devamını oku...
 
Hû Konşu!
Yazar ali ömer akbulut   
17.01.2008
“ Ve Tanrı’nın simâsı
Hepimizin güneşi olacak.”
Novalis


Kulağınız varsa, kalbiniz korkudan duracak.
Kalbi olan girebilir!

Sevginin ihtişâmı tek ve yalnızca O’na olan adanışta, adanışın tüm sevgilere sirayetinde yatar.

Sadece O’nu sevebilirsin.
Bütün sevdiklerin O’dur.

Sadece O’nu bilebilirsin.
Bütün bildiklerin O’dur.

Sadece O’nunla konuşabilirsin.
Bütün konuştukların O’dur.
Hû Konşu! Hû.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 388

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 10 - 17 Toplam: 17

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

İstatistikler

Üyeler: 13
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 24343

. . . :: . ..::...: