|
Şiir -
Şiir
|
|
Yazar Cahit Koytak
|
|
09.01.2008 |
I
Bir daha giymemek üzre Devirip taçlarını Şuuraltında, Karanlıkta oturuyor küskün krallar
Bunların ruhlarına ne olmuş? Kartallar delip göğüslerini Yedi kat göğe mi çıkarmış?
Burada ayaklarına keçe bağlamış Şimdiki Zaman Ki uyuyan Geçmiş uyanmasın: suyun başındaki dev, bin başlı ejderha, kapıyı tutan gardiyan. Kiremitler birbirine nasıl aktarırsa yağmur suyunu Onlar da öyle aktarıyor -kendilerinden bir şey katmadan- Yüzlerine, içlerine yağan ve artık onların olmayan hüznü: Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 79 |
|
Devamını oku...
|
|
Düşün seli -
Düşün seli
|
|
Yazar Theodor Roszak
|
|
09.01.2008 |
|
Theodor Roszak Çeviren Naim Öztürk O apokatastasis vizyonudur, demonik güçlerin semavi güçlere çevrilmesi...dönüşmesi Judith Malina ve Julian Beck Gnostik mitolojide, bir an için ilahi ışığın aşağıdaki karanlıkta bir yansımasını gören ruhun onu aslı zannedip nasıl o çekici imajı derinliklerine doğru izlediğini ve orada kaybolduğunu anlatan mükerrer bir motif var. Sıradan insanın spiritüel meşakkatlerinin draması mevcut olabilir bu mitte; fakat mahsus ve kollektif bir biçimde şehirsel-endüstriyel çağın görkemli trajedisi de oradadır. Biz de sonsuz gayyada yolumuzu kaybettik, orada sönükçe yansıyan ilahi iyilikleri ararken. Bizim için, kapana kıstırıcı iniş, tarihe ve maddeye hükmetme yoluyla insanın total gerçekleşimi peşinde koşmaktı. Sınırsız seküler terakki yoluyla ruhu kurtarmaya kendini adamış bizler totaliteryen ve teknokratik Büyük Engizitör için kolay lokma olduk. Yeni Kudüs'ü dinamolar ve bilgisayarlarla inşa etmeye azmetmişken, suni çevrenin mahkumları olduk sonunda. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 97 |
|
Devamını oku...
|
|
|
İrfan -
İrfan
|
|
Yazar Ali Şeriati
|
|
09.01.2008 |
Gözleri bulut rengindeydi, yok, melekût rengindeydi, atmosfer, kurşuni ilksizlik sabahı rengindeydi, ruh... Rengindeydi. Haaa! Anladım; gözleri tümüyle ruh rengindeydi, ruh ne renktedir? Ruh mu? Bilmeyecek ne var?
Ruh tümden ne renktedir, ne renktedir... Onun gözleri rengindedir. Buğu ne renktedir? Onun gözleri renginde değil midir? Gözleriyle düş kuruyor, gözleriyle düşünüyor gibiydi, gözlerinin bir yerler gördüğünü sanmıyorum.
Ben şimdi düşlemimde bir odağa dalmışım, gözlerim durgun bir delinin gözleri gibi gizemli bir korku içinde göremez olmuş, kıpırdamaz olmuş, açılıp kapanmayı unutmuştur. Yanılmayasınız, bunlar birilerine ilişkin söyleyerek duymasını istemediğimiz sözlerden değildir, yok, bunlar bir şey değil, buna benzer söz çoktur, çok da değersizdir, herkesin böyle sözleri olur, birilerine, bir seslenilene söylenecek sözlerden söz ediyoruz biz, ondan başkasına söylenemeyecek, ondan başkasına söylenememesi gereken, bununla birlikte onunda duymaması gereken sözler, yüce, güzel tatlı sözler bunlardır, seslenilenin bile namahrem olduğu sözler! Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 66 |
|
Devamını oku...
|
|
|
İrfan -
İrfan
|
|
Yazar Malik Bin Nebi
|
|
09.01.2008 |
 Ey yüce halk! kavganı selamlıyorum... Ey yüce halk, senin kavgan var olmak, onurlu ve özgür yaşamak uğrunadır!... Roma İmparatorluğu Yunanistan'ı işgal etmiş ama sömürememiştir. Bir avuç İngiliz ise Hindistan'da 400 milyon hintliyi sömürmüştür. Sömürgecilik gündeme gelmiştir ama sömürgeleşmeye yatkın olma gündeme gelmemiştir. Sömürgeciliğin temel nedeni sömürülme kabiliyetidir. Sömürgeciliğin etkisinden kurtulmak istiyorsak öncelikle onun nedeni olan sömürülme kabiliyetinden kurtulmalıyız. Sömürgeciler kanunlar, bankalar, daireler, gazeteler ve sömürge okullarıyla gayet güzel donatılmış ve iyi yönetilen laboratuarlarda mantar üretir gibi insan üretmektedir. Onlar iyi bir zekayla karşılaşırlarsa yok etmek için ellerinden geleni yaparlar. Avrupa'da doğan çocuk kaderin kendisine sömürgenlik görevi verdiğini bütün benliğiyle hisseder. Bugün sömürgeci kendi kazdığı kuyuya düşmüştür. Kendi sorunlarının mahiyetini anlayamamaktadır.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 63 |
|
Devamını oku...
|
|
|
İrfan -
İrfan
|
|
Yazar ali ömer
|
|
09.01.2008 |
"Füsus"da varlıklara "Rahmani Nefes" diyor İbn Arabî. Rahmani Nefes”deki belirme ve varlıkların kaynaklarına da "kelimeler". Peygamberlere "Kelimetullah" denilmesi de buradandır, diyor. Daha sonra uzun uzun "Nefsin tezahürü"nde istidat, hâl ve dil üzerinde duruyor. İşte Âdem de âlemin "nefsi"dir. Âlemin vücudu Âdem(insanoğlu)dir. Âdem'den âleme, âlemden Âdem'e dönüş: varoluş döngüsü: Nefes/nefis. Dıştaki serin havanın içe alınması; içteki sıcak, sarmalayıcı havanın dışa verilmesi: Büyük Bütün'e katılma; büyük bütün'ün aynası; kendisi olma. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 87 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Şiir -
Şiir
|
|
Yazar Yunus Emre
|
|
09.01.2008 |
|
Ey dost senin yolunda Canım vereyim Mevlâ Aşkını komayayım Oda gireyim Mevlâ Beni sana vereyim Sensiz beni nideyim Ben senin hazretine Bensiz varayım Mevlâ Benden bana yakınsın Canımdan sevgilimsin Ya ben seni isteyü Kanda arayım Mevlâ Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 89 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 65 - 80 Toplam: 80 |