Skip to content

Düşün Seli... GökEkin İrfan

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color
Terci-i bend
Şiir - Şiir
Yazar Mela Ceziri   
18.01.2008

Tatlı dilli sultanım hayırlı sabahlar sana
Ruhum ve canımsın, feda olsun bu can sana
Hayret içreyim güzelliğinin ve tatlı sıfatlarının karşısında
Ruhum ve canımsın, en tatlı şeker ve nebat tatsız kalır yanında

Hayatım ve rahatım olan sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Hayırlı sabahlar sana ey kadehi elinde sekranım benim
Mey düşkünü, mahmurum, son ereğim, maksudum benim
Dokuzuncu semaya çıkarsalar da beni, maksum sensin benim
İstemem gayrını, siyah yay kaşlarınla sen yetersin bana

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 244

Devamını oku...
 
Bir nefesçik söyleyeyim
Şiir - Şiir
Yazar Şah Hatayi   
18.01.2008
Bir nefesçik söyleyeyim
Dinlemezsen neyleyeyim
Aşk deryasın boylayayım
Ummana dalmaya geldim

Aşk harmanında savruldum
Hem elendim hem yoğruldum
Kazana girdim kavruldum
Meydana yenmeye geldim

Ben Hak’la oldum aşina
Kalmadı gönlümde nesne
Pervaneyim ateşine
Şem’ine yanmaya geldim

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 225

Devamını oku...
 
Ebedi Dönüş
Şiir - Şiir
Yazar Nietzsche   
18.01.2008
Bir gün, bir gece, en derin bir yalnızlık anında bir cin
gizlice yanına sokulsa ve sana şunları söylese ne dersin?
"Şu anda yaşadığın ve geçmişte yaşamış olduğun şekilde
bu hayatını bir kez daha, sayısız kez daha yeniden yaşamak
zorunda kalacaksın. Her acı, her zevk, her düşünce,
her inleme yeniden sana dönecek; şu örümcek, ağaçların
arasındaki şu ay ışığı, şu an, kendim dahil hayatında sözle
anlatılamaz büyük veya küçük ne varsa hepsi aynı düzen,
aynı sıra içinde geri dönecek. Varoluşun ebedi kum saati
yeniden alt üst olacak ve sen, toz zerrecikleri arasında bir
toz zerreciği olan sen de onunla birlikte havaya savrulacaksın."

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 225

Devamını oku...
 
Birlik ve Çokluk
İrfan - İrfan
Yazar İbn Arabi   
18.01.2008
Hakîkatı bilen ârif kişi Birlikıte Kesretıi görür; çünkü bilir
ki kendi hakîkatlerinin farklı ve çok olmalarına rağmen,
ılâhî isimlerin hepsi de tek bir asılın delîlidirler. (İsimler
arasındaki) bu (fark) Tek olan Varlığın hakîkatında aklî
bir mâhiyeti haiz olan (yâni yalnızca bilkuvve mevcûd bulunan)
bir kesrettir. Ve bu (aklî kesret de), Tek Olan Varlık (âlemde)
tecellî ettiği zaman şuhûd mertebesindeki bir
kesrete dönüşür. Fakat bu ikinci hâlde dahi tecellîdeki kesret
Tek Bir Gerçek içinde müşâhede edilir.
Bu durum, her "sûret"in iç yapısına nüfûz edişi yönünden
Heyulâ (yâni maddenin ilk cevheri) kavramı aracılığıyla
daha da iyi anlaşılabilir. Kesretine ve çeşitliliğine rağmen

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 198

Devamını oku...
 
Otuz Beşinci Gece: Ruh, Can, Hayat, Ölüm, Akıl ve Öte Dünya Üzerine
İrfan - İrfan
Yazar Ebû Hayyân Tevhîdî   
18.01.2008
Vezir İbn Sa’dan bir gece dedi ki;
İrade3 ile tercih4 arasındaki fark nedir?
Ona verilen cevabın [özeti] şudur:
İstenilen her şey, aynı zamanda tercih ettiğimiz şeydir ama bazen tercih edilen şey, istediğimiz şey olmayabilir. Çünkü ilaç içmeyi aslında hiç de istemeden seçer; canımız gibi sevdiğimiz yavrumuza istemeden vurma seçeneğiyle baş başa kalabiliriz. Mecbur kaldığımızda, denizin ortasında [ölmektense] eşyalarımızı suya atmayı tercih ederiz.
Her iki eylem de, başka bir kaynağın etkisiyle doğan infiali eylemlerdendir ama “tercih” eylemi iyice bir düşünme, arayış ve eleştirel bakıştan sonra zuhur ederken “isteme” eylemi ansızın, kendiliğinden zuhur eder; işin ilginç yanı, bazen bir şeyi hiç istemeden tercih etsek de bu kelimeyi kullanabiliriz. Tercih eyleminin kenarında5 uzanan “bir şeyler yapıp etme alanı” geniştir. Oysa isteme eylemi böyle değildir. Araplar isteme yerine daha çok “arzulama” kelimesini kullanırlar.6 İsteme eyleminin kökü “râde-yerûdu”, arzulama eyleminin kökü ise “râğa-yerûğu”dur; “erâğa” ve “erâde” derken eylemin başına konan “e” harfi7 onu etkenleştirir.
Sonra şöyle sordu:
Sevgi ile şehvet arasındaki fark nedir?
Verilen cevabın [özeti] şudur:
Şehvet, bizim doğamızdan gelmekte, doğamızın ayrılmaz niteliklerinden sayılmaktadır; oysa sevgi bizim üstün ruhumuzdan8 doğmaktadır. Her iki eylem de başka bir kaynağın etkisiyle oluşmaktadır; infialidir. Ancak şehvet daha güçlü ve daha yaygın bir etkiye sahipken sevgi böyle değildir. Şehvet eylemini “şehiye-eşhâ” kipleriyle, sevgi eylemini ise “habbe-ehabbe” kipleriyle söyleriz.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 457

Devamını oku...
 
Ezeli Hikmet ve Din İlmi
İrfan - İrfan
Yazar Seyyid Hüseyin Nasr   
18.01.2008
Türkçesi
Şehabeddin Yalçın



Yeterli ve doğru bir metafizik bilginin olmamasından dolayı dinî ve kudsî formların çeşitliliği, kutsal bilime büyük bir ihtiyaç duyan bir dünyada kutsal bilimin yeniden formülasyonunu kamçılayacaktır. Batıda hem akademik hem de daha popüler çevrelerde farklı dinler üzerinde yapılmış çok sayıda çalışma mevcuttur; fakat dini gerçeklerin din olarak, kudsî formların da kudsî gerçeklikler olarak anlaşıldığı nadirdir. İlmî ve akademik çevrelerin birçoğunda gözden kaçırılan husus, dinî çalışmaları bütün geleneklerin kalbinde yer alan ezelî hikmete dayandırarak inceleyip onlara haklılık kazandıran ilimdir.
Gerçekten dini din olarak ve dinleri birbirleriyle olan ilişkileri açısından irdeleyen mevcut akademik çalışmaların en çarpıcı özelliklerinden biri de, bizzat dinin kendisiyle de ilgilenen Batılı bilginlerin mukayeseli dinler alanında karşılaştıkları büyük teolojik zorluklara rağmen, akademik ve dinî çevrelerde ezelî hikmet (perennial wisdom)'ten başka birşey olmayan gelenekçi okulun yaklaşımına az ilgi göstermeleridir. Hiç olmazsa mevcut kavramsal çerçevesinin eldeki konu için yeterli olmadığı durumlarda, kişi, dini bizzat kendisi olarak ve insanlık tarihinde tecellisi olan çeşitli formlar olarak evrensel ve kapsamlı birşekilde inceleyen başka bir bakış açısına ciddi bir biçimde dikkatini yöneltmelidir.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 409

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 17 - 32 Toplam: 80

Gelinler mihrabı

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı

İstatistikler

Üyeler: 11
Haberler: 82
Web Bağlantıları: 19
Ziyaretçiler: 22628

. . . :: . ..::...: